2 Temmuz 2010 Cuma

Zagor.. Evet bildiğin Zagor:)(okurken Muse - Uno dinleyin)

http://fizy.com/#s/1d5iow

Sil Baştan'ı günün diğer yarısında bitireceğimi anladıktan sonra dün öğlen arasında Carefour'daki Remzi Kitabevi'ne gidip kendime bir cilt Zagor aldım.. Evet bildiğin Zagor:) Bilmeyenler veya unutanlar için hatırlatayım, Zagor bir çizgi roman oluyor, ana karakterin başlığa adını verdiği çizgi romanlardan biri. Zagor(karakter olan) baltasıyla ünlü, hatta "baltalı ilah" diye geçen bir karakter. Bir de Çiko diye göbekli bir yancısı var. O da işte klasik "komik" yancı rolünü oynuyor hikaye boyunca.


Liseye başladığımda aslında Teksas'a başlamıştım ben çizgi roman olarak, onda da aynı durum söz konusuydu, gerçi bir de küçük bir oğlan vardı. Bu Çiko'nun yerine Profesör karakteri vardı, ve o da aynı şekilde "odun" ana karakterin yanında biraz güldürü ögesi olsun diye yaratılmış bir karakterdi..

Zagor'un bu cildi 4 tane farklı hikayeden oluşuyor. Genelde hikayelerde "beyaz adam"ın zalimliği ön plana atılsa da, kızılderililerin vahşiliği de gözden kaçmıyor. Hatta bir replik vardı, aynen yazıyorum.. Burda Zagor'u bayıltıp bir yere bağlayan ve onu immobilize eden insanlar için diyor Zagor bunu:

"Suçlu ya da masum olsun, hiç kimseyi kızılderililerin eline bırakamam."

1. Allahaşkına bu nasıl bir adalet duygusudur, adamlar seni ölüme terketmiş, sen hala diyosun "kurtaracağım ben onları". Elbette adil olmak güzeldir, ancak bu kadarı fazla bile. Üstelik, adamları kurtarmak dediğin de kendi canını tehlikeye atmak demek oluyor aynı zamanda.
2. Bu kızılderililer kaç kere seni iyileştiriyor, hatta bir keresinde içindeki kötü ruhu kovuyorlar(daha 4 tane hikaye okudum, dikkatinizi çekerim, diğerlerinde de kimbilir ne oluyordur). Sen hala onlardan öcü gibi bahsediyorsun. Hiç yakıştı mı Zagor'cuğum senin adalet anlayışına bunlar.. Cık cık cık.. Çok ayıp, çok!

Sonuç olarak, irdelendiğinde aslında oldukça kaypak bir ana karakter olduğunu görsek de hikayede, genel hikaye bir şekilde sürüklüyor okuru, zaten ben de daha fazlasını beklemiyordum. Bir Frank Miller, bir Neil Gaiman çizgi romanları gibi derin birşey olması Zagor'u Zagor'luktan çıkarırıdı zira.. Benim aradığım şey, kolay okunacak, böyle su gibi gidecek, ve bana birşey katması şart olmayan bir çizgi romandı, aradığımı da bulduğumu söyleyebilirim.. Ha aslında hatta bir tarihsel bilgi de verdi bana bu öykülerden biri(hatta o az önceki repliğin geçtiği öykü). Bu bilgi diyor ki, Kristof Kolomb Amerika'yı keşfi sırasında tuttuğu günlüğü, döndüğünde Kral'a sunuyor, fakat Kral bunu geri verirken içindeki bazı kısımları siliyor. Yani, o günlüğün orjinali maalesef mevcut değil.

Bu bilgiyi de verdikten sonra sanırım yazımı da bitirebilirim. Dediğim gibi, eğer böyle kafa yormadan bir çizgi roman okumak istiyorsanız, ve karakalem tercih ediyorsanız, Zagor'un ciltlerinden birini alabilirsiniz.

Araya h.sonu girecek, Yankı'nın da d.günü falan var, ondan biraz uzayabilir sıradaki inceleme, ama: Sırada Jean-Christophe Grangé'dan Koloni var.

Haydi görüşürüz.

Utku

7 yorum: